5 Ekim 2010 Salı
Bucephalus-2
Bilmeyenler için: Bucephalus, Kral Philip'e getirilir, fakat at ehlileştirilemez bir vahşiliktedir; sırtına binmeye çalışan binicileri öldürdüğü rivayet edilir. Prens İskender, birbirinden deneyimli ve yetenekli binicilerin başarısızlığını görünce, Bucephalus'a binebileceğini söyler. Babası bunu kendi erlerine bir hakaret sayar ve İskender'e denemesini emreder, genç prens başarısız olursa atın parasını babasını ödeyecektir, o kadar altına da sahip değildir elbette.
İskender Bucephalus'a yaklaşır ve farkeder ki at kendi kara gölgesinden korkmaktadır, ölçüsüz huysuzluğunun tek sebebi de budur. Genç prens Bucephalus'un yüzünü güneşe çevirir ki at kendi gölgesini göremesin, sonra da hayvanın sırtına atlar, Bucephalus dörtnala koşar, koşar, koşar..fakat çelik iradeli genç İskender, atı sakinleştirmeyi başarır.Kral Philip bunu gördüğünde oğluna "Kendine fethedecek memleketler bul, oğul", der. "Makedonya sana yetmez."
Bucephalus ve İskender'in kaderleri yirmi yıl boyunca beraber örülür bu olayın ardından, genç prens önce Makedonya Kralı, sonra "Büyük" olurken, seferlerini, savaşlarını Bucephalus'un sırtında yönetir, ta ki soylu atın Hindistan'da, Jhelum Savaşı'nda ölümüne dek. İskender savaşın yapıldığı yerin adında "Bucephalia" şehrini kurar dostunun anısına.
Bucephalus-II
Bucephalus misali kendi gölgemden korktuğumdandı
hırçınlığım, biri dışında
Olimposlu bütün tanrılara küsmüştüm,
Mısırlılara kızgındım, bana piramitlerini açmamışlardı.
Güzel olmayabilirdim; ama karaydım, kardım, kalırdım
onlarla, hiç erimeden. Kaçmazdım. Öfkeli olabilirdim
ya da olamazdım. Penceremden uçup akıp gitmek
istediğimdendi patavatsız inlemelerim. Bahanelerim
çoktu, özürlerim çoktu. Evet sadece kırk derece
ateşi varken
ateşli olabilenlerdendim. Yıldızlardan çillerim
renkli bilyelerden gözlerim, ağzım bir karaltılar ini,
dedim ya, Bucephalus misali kendi gölgemden
korktuğumdandı. Kendimin İskender'i olamadım.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder